Fikret Kızılok - İhtilal Ama Nasıl

Fikret Kızılok - İhtilal Ama Nasıl

Fikret Kızılok

5:180 plays

Country: Turkey

0:00
0:00

Lyrics

ihtilalin nasıl, neresinden başlamalıydı?

vatandan uzak, arap ellerinde, arkadaşlardan kopuk...

makedonya'ya gitmeliydim, bu işin can damarı orada atıyordu

bir müddet sakin kalıp selanik'teki genel kurmaya atanmalıydım

ve atandım...

ihtilal'in çekirdeği, bazen de kendince oluşuyordu

kendini devrimci, ihtilalci sayanlar vardı

bir elinde kılıç, bir elinde din kitapları

devrim üzerine yemin edenler

değişmesi gereken bir düzen için

değişmeyecek olan kurallar üzerine,

yemin edilebilir miydi?

ama ihtilal kadrosu yavaş yavaş tanımlanıyordu

biz reformcu değildik

biz siyasal yapıyı değiştirmek istiyorduk

egemenlik kavramını değiştirmek istiyorduk

dinsel kuvvetler ise bunun tam tersine

kökten dinciler, gücünü tartışmadan değil, baskıdan

düşünce özgürlüğünden değil, kayıtsız şartsız itaatten alıyorlardı

üstelik kör itaat!

insan zekası ve uygar olabilmek,

evrenin sırlarını çözemeye çalışmak

bilim, teknik ve hür düşünce yerine

kör itaat!

bizi bu hale sokan bu karanlık, bu cehalet değil miydi?

yola çıkarken, kavşak noktalarında düşüncelerimiz saydamlaşıyordu

arkadaşların çoğu müslümanlıktan din olarak değil

siyasal bir güç olarak yakınıyordu

yobazlar, gericiler, tutucular...

müslümanlığın yüz karasıydı

ve bu cehalet sürdükçe

mahfolup gidecektik.

bazı arkadaşlar din yerine ırk kavramını bize uygun buluyorlardı

ama sis dağıldıkça çoğunluk devrim çekirdeğinde anlaşıyorduk

başlık kendi kendine çıkıyordu

türk devrimi!

hangi devrim tek başına yapılabilirdi ki?

devrim kimin için yapılabilirdi ki?

üstelik başlayınca durmak dinlenmek yoktu artık

yanıbaşımızda, bir ihtilal daha vardı

sovyet ihtilali

bu devrim hareketi, daha başında bir pan-slavizm hareketine dönüşüyordu

buna karşılık ta turancılık

yani bütün türkleri birleştirme hayali

yine emperyalizm özlemleri...

oysa, uygarlık ister istemez evrensel boyutlara doğru gidiyordu

artık uygarlıkların değil, dünya uygarlığının temelleri bize yakışırdı

siyasi görüşlerim, asker kişiliğimle bağdaşamaz hale gelmişti

yavaş yavaş kızağa alınıyordum

önce trablus'a gönderdiler

kaybedilmiş bir cephenin,

yeniden kurtarılması için.

ama karşımda ümmetinden bile bıkmış

şeyhler, aşiretler, kabileler, tariktalar

savaşmak için hiçbir nedeni olmayan

kaybedilecek hiçbir şeyi kalmamış topluluklar

trablus macerası ve balkan savaşı sonunda

ömrümün çoğunun geçtiği selanik bile elden çıkmıştı

istanbul hükümeti hayalperest insanların elindeydi

uyarıyordum

ama iktidar olma hırsı, onlar için her şeyin önündeydi

terfi edilmiştim, yine bir görev gerekiyordu

ve usulca sürgüne yollandım

sofya'da ateşe milliterliğine..."