Uğur Işılak - Sakarya Türküsü

Uğur Işılak - Sakarya Türküsü

Uğur Işılak

7:500 plays2012

Country: Turkey

0:00
0:00

Lyrics

İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akarya

Bir yanda akan benim obur yanda Sakarya

Su iner yokuslardan hep basamak basamak

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat?

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse sular buklum buklum burulur

Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!.

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.

Hamallık ki, sonunda ne rütbe var, ne de mal

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan

Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân

Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu

Hani ardında çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna

Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?

Bulur mu deli ruzgar o sedayi: Allah bir!

Butun bunlar sendedir, bu girift bilmeceler

Sakarya, kandillere katran doktu geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su

Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek

Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!

Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun

Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız

Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader

Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz

Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!